11 Mayıs 2013 Cumartesi

Gelmelisin

"Kalbinizle yaptığınız her şey size geri dönecektir."  Mevlana 

Kalbimle yaptığım her şey dönecekse bana.
Çok uzun sürmemeli artık.
Gelmelisin.
Bir an önce gelmelisin artık.
Vakit yaklaşıyor demektir.
Ben sana dair ne var ise kalp ile yaptım.
Sana çıktı bütün yollarım.
Senden başladım yola çıkmaya.
Sende dön artık bana.
Ait olduğun yerde ben olmalıyım.
Bana ait olmalısın.
Bende kalbimle diliyorum sana ait olan ne varsa.
İçinde sen olmadığın bir şey yok.
Her şeyde sen, sen olarak varsın işte.
Bana dön artık sende.
Gelmelisin.
Kalbimle yapıyorum her şeyi senin için.
Ruhumla yapıyorum bütün mücadelemi.
Zor bir savaştır ki ben her şeyi senin için yapıyorum.
En içten gelerek yapıyorum.
Ve sen gelmelisin artık.
Bekletmek yakışmıyor ki sana.
Sen en güzel, bana gelince olduğun gibisin.
Benden uzaklaşırsan ne kadar güzel olabilirsin?
Oysa benim yanımda çok güzelsin.
Bana yaklaştıkça güzelliğin çoğalıyor işte.
Farketmelisin bunu.

10 Mayıs 2013 Cuma

Mümkün Olmayanlardan

Senden sıkılmam için dünyanın yukarıdan aşağıya dönmesi lazım.

Senden uzaklaşmam için bilmem neler lazım?
Senden uzak durabilmek için güneşin kararması lazım.
Mümkün değil başka türlüsü.
Seni görmemek demek cennete uzak durmak demektir.
Cehenneme yakın olmaktır senden uzak olmak.
Sensizlik yakıcı bir sıcaktır.
Yakar, kül eder beni, sürekli.
Mümkünlüğünü tahmin edemediğim şeyler var benim.
Senin olmayışını düşünemiyorum.
Deha seviyem henüz o raddeye varmadı.
Ve ben sensizlik düşünecesine vakıf değilim.
Her fikrimin içinde senden bir parça oluyor.
Nefes alsam senin içinde alıyorum.
Güneşe dokunsam senin için bir kez daha dokunuyorum.
Yatmadan önce gökteki dolunayı öpsem, senin için bir daha öpüyorum.
Güneşin ışığı aydınlatmayıp karartırsa birgün dünyayı.
İşte o zaman bende muhayyilemde canlanmayan şeyleri candırırım belki.
Onda bile kesinlik belirtemem.
Sen bana bu kadar işlemişken.
Sıkılmak gibi bir şey mümkün olabilir mi?
Saniye kadar benden uzak olsan ben parçalanırken.
Ay nasıl ki doğmak için geceyi bekliyorsa.
Bende seni bekliyorum gülmek için, mutlu olmak için, yaşamak için.
Böyle yaşanmaz, böyle yaşamaya yaşamak denmez.
Senden sıkılmak düşünülemez.
Senden sıkılmam için güneşin dünyanın çevresinde dönmesi lazım.
Mümkün olmayanlardan, bu.
Mümkünsüzlüklerden.
Ve şimdi ay gibiyim ben.
Seni görmek için gecenin çökmesini bekliyorum.

9 Mayıs 2013 Perşembe

İstila

Moğolların dünyayı istila etmesi gibi istila ettin beni, tüm hücrelerime kadar.

İstila ediyorsun beni.
Günden güne ilerliyorsun en derin yerlerime.
Üzerinde at koşturmadığın hiçbir yerim kalmadı.
En karanlık yerlerimi aydınlatıyorsun meşalelerle.
Sen ilerliyorsun yolunda.
Önüne çıkan hiçbir engele takılmadan.
Vücudumu tarumar ettin.
Önce içimi sonra dışımı yaktın.
İstila ettin bedenimdeki her yeri.
Şimdi her yerimden oluk oluk sen akıyor.
Sen çıkıyorsun göklere kadar.
Bütün hücrelerime kadar tarumar ettin.
Yaşayan hiçbir şey bırakmadın.
Bir sen yaşıyorsun artık bende.
Başka hayat belirtisi gösteren hiçbir şey yok.
Seni yaşatıyorum bir tek.
Bir tek seni yaşatabilirmişim gibi geliyor bana.
İstila ediyorsun beni.
Dilim lâl oldu başka sözcük bilmez.
Ellerim tutmaz oldu, seni arar.
Gözlerim âmâ oldu, senden gayrı bir şey görmez.
Ruhum ruhuna kördüğüm oldu.
Artık kopmak nedir bilmez.
Atlarınla ilerlerken vücut topraklarımda.
Adını haykırarak geçerken gönül ırmaklarımdan.
Yakıp yıkarak geçerken ciğerimden.
Şimdi sen varsın sadece, senden başka bir şey yok.
İstilan o kadar kalıcı ki, artık yaşam yok.
Moğollar gibisin, yakıp yıktın.
Tarumar ettin.

8 Mayıs 2013 Çarşamba

Khaleesi'ye Mektuplar

Jalan atthirari anni.

Büyük nehir, aradaki uçsuz mesafeleri simgeliyor.
Ejderhalar taşıyor onu pençelerinde.
Alev gibi sözler dökülüyor dillerinden.
Sen henüz çok uzaktayken.
Masallara konu oluyorsun çok öteden.
Khaleesi emirler yağdırıyor artık.
Emirleri kamçı gibi belinde insanlarının.
Emrindekiler çırpınmakta onun için.
Onun ejderhaları çığlıklarıyla besler onu.
Geceyi alev topları aydınlatır.
Çöllerde onu korurlar.
Kimsesiz topraklarda onun için mücadele ederler.
Koruyucusu yoktur onun başka.
Merhamet duygusunu merhametsizce bırakmıştır.
Terkedilmişken en önemli anlarda.
Terkedilişi besledi bütün öfkesiyle.
Khaleesi bağırdı uzun boşluğa.
Sesine yetişti emirerleri.
Büyük yollara düştü artık o.
Durdurulamaz ve önlenemez amaçlarla ilerlemekte.
Demir bir taht onun arzusu.
Omuzlarında evlatları.
Alev kadar sıcak tenleriyle yanında.
Ona armağan, gizemler ülkesinden.
Khaleesi ayrı düştü Khal'ından.
Ayrılık ateşi boğazladı onu.
Khal için bütün sözler.
Khaalesi'ye mektuplar, uzun ve eski.
Geride kaldı bir süredir.


7 Mayıs 2013 Salı

İksir Gibi Kokun

"Bir kokun var senin: iksirdir." (Cemal Süreya)


Senin öyle bir kokun var ki.
Burnumda tüter sürekli.
Senin kokunla yaşamayı öğrendim ben artık.
Kokun olmadan yapamam.
Senin öyle bir kokun var ki.
Beni kendime getirir bir anda.
İksir gibi şifa verir bana.
En güzel çiçekten daha güzel kokar.
Adeta alıp götürür beni.
Senin kokun ulaştığında burnuma.
Misk gibi harikulade bir belirişle.
En güzel anlarda.
Gelir bulur beni, zor amansız zamanlarda.
Ne zaman yalnız bir köşeye çekilsem.
Kokun gelir peşimden.
Haykırır bana yalnız olmadığımı.
Esen yeller seni taşır bana.
Kokunu getirirler adeta.
İksir gibi kokun.
Yerle irtibatımı keser bir anda.
Uçurur beni en yüksek yerlere.
Alıp benden beni çekeleştirir.
Senin kokun ulaştığında burnuma.
Ben artık bende kalamıyorum.
Sana geliyorum hemen.
Sende bana geliyorsun hemen.
Biz oluyoruz, ben sana sen bana gelirken.
Kokun sürekli benimle.
İksir gibi tesir eder bana.
En güzel anlarda.

6 Mayıs 2013 Pazartesi

Sesim Güneşli Bugün

Sana bakarak konuşuyorum.
Sesim ondan güneşli .
Haydar Ergülen


Yüzüm ondan hep gülmekte benim.
Sana bakarak konuşuyorum.
Sana, seni anlatıyorum.
En çok seni anlatıyorum, herkese.
Sesim güneşli oluyor senle konuşunca.
Bulutlar dağılıveriyor bir anda.
Bütün karanlıklar aydınlığa dönüşüveriyor.
Sesim güneşli bugün.
Seni görünce hep, her gün güneşli.
Senin olduğun günler hep güneşli.
Sesim, seninle konuşurken güneşli.
Sonra bulutlar kaplıyor sesimi.
Parçalı bulutlu oluveriyor bir anda.
Sesim güneşli bugün.
Sen benim neşe kaynağımsın.
Hayat pınarımsın.
Bugün sen varsın, günün içinde.
Bütün gün sen varsın.
Sen var olacaksın hep.
Senin sesin hep bir şarkı gibi.
Dalga dalga yayılır genişler.
Dokunmak gibi ipekten bir kumaşa.
Uzun uzadıya serilir gider.
Güneşle kaplı gibi bütün gün.
Her saniyesinde seninle olmak ve seninle konuşmak.
Şimdi dünyamı güneş kapladı.
Sesim O'ndan güneşli.
Sesim Sen'den güneşli.
Sen olduğun için güneşli.
Gece olmasın hiç bana.
Sensizlik hiç olmasın.
Sesim hep güneşli kalsın.
Sesim güneşli bugün, hep.

5 Mayıs 2013 Pazar

Yaşamın İncelikleri Üzerine

Yaşam, kazanılmış ve kazanılan önemli bir kelime. Onu anlamsızlaştırmak gereksiz.
Yaşamak insanlık için bir amaç taşımalıdır.
Yaşamına anlam yükleyen insan, yüklediği anlamla beraber yükselecektir.
Yaşam, insanın kendi elleriyle ördüğü duvarlar içine hapsolunmaması gerekli bir şeydir.
Yaşamı bütün insanlık, çeşitli nedenlerle bir yerlere sıkıştırmaktadır.
Yaşamak oysa ki bir yere sıkıştırılamayacak kadar değerlidir.
Yaşamdan uzaklaşmış kimseleri geri döndüremediğimize göre yaşamayı doğru anlamalıyız.
Yaşamı yaşam yapan, onu yaşatmaktır.
Yaşattığın gibi yaşarsın aslında.
Yaşamayı bilmeyen insanlık, yaşamıda bir kelimeden ibaret farz etmektedir.
Yaşamayı kelimelerin ötesine taşımak, maneviyatta bir yer bulmak gerek.
Yaşamı inceden inceye işlemek ve onu ait olduğu yere iyice yerleştirmelidir.
Yaşamın farkında olmayanlar bunu ancak geçkin dönemlerde fark edecektir.
Yaşamı sonradan fark edenleri kimse dinlemez.
Yaşamı sonradan fark edenleri fark edecek birey bulunmayacaktır çünkü.
Yaşam dinlenilen değil yaşanılan, yaşanınca anlamlaşan bir duyu.
Yaşamak insanın hissettiği ve hissederken kavrayabildiği bir şeydir.
Yaşamak damdan düşenin halinden damdan düşenin anlaması gibidir.
Yaşamak nedir sorusunu ancak yaşayabilenler cevaplandırabilir.
Yaşamak yaşayanların anlayabildiği bir olaydır.
Yaşamak için önce yaşamaktaki incelikleri anlayabilmeli.
Yaşasam, yaşasan, yaşatsak.
Yaşayınca güzel kılınıyor bütün dünya.
Yaşamanın fevkaladeliğini kavrayamayan insan kopup gider.
Yaşamaktaki o ince duyu ise sadece düşünenlerin erebildiği ufuktaki bir noktadır.
Yaşam o uzak noktayı yakın eden sihirli bir değnek gibidir.
Yaşamın büyüsüne kapıldığında, yani bir anlam bulduğunda, ona sarılmalıdır insanlık.
Yaşamın büyüsü insanı güzel yerlere götürmektedir.
Yaşamı bilenler yaşatmayıda bilirler.
Yaşatan yaşar, yaşamayan yaşatmaz.
Yaşayabilmek için yaşayanlarla olmalıdır, ya da yaşamayı öğretmelidir.
Yaşamayı bilmeyenlere yaşamı öğretmek ise uzun bir mevzudur ve öğretilmesi güçtür.
Yaşamayı bilenler gücüde bilir ve yaşatırlar.
Yaşamak güzeldir.
Yaşat ki, yaşayasın.
Yaşasın!


4 Mayıs 2013 Cumartesi

Okyanusta Özlemle Boğulmak

Herhalde özlemek damla şeklinde dile getirilseydi okyanusta boğuluyordum şu an .


Ve özlem kelimelere sığmıyor.
Sığdıramıyorum onu hiçbir yere.
Bir yolunu bulup gösteriyor kendini.
Damla damla birikiyor işte.
Büyük bir sel oldu akıyor şimdi.
Ve okyanusa dökülecek işte.
Ben bu okyanusun içinde yalnızım.
Özleminle boğulmaktayım en çok.
Biriktire biriktire boyu aştı artık.
Tutamamaya başladım içimde.
Okyanusta özlemle boğuluyorum.
Özlemin boğuyor beni.
Senin özlemin hiç dinmiyor.
Onu dindirecek bir şey bilmiyorum.
Ne zaman yüzmeyi öğrenirim bilmem.
Bu okyanusta yüzmekte fayda etmez.
Sularına karıştın mı özlemin bir kere.
Ondan sonra ayrılamazsın.
Özlem, dibi görünmeyen bir noktasında okyanusun.
En derin yerinde şimdi.
Dibi görünmüyor özlem okyanusumun.
İçerisi gözükmüyor büyüklüğünden.
Onun hacmini anlatamıyorum artık.
Bütün ufuk çizgilerim özlemle dolu.
Ne yana baksam özlem duyuyorum içimde.
Ben en çok seni özlüyorum.
Özleminle boğuluyorum.
Okyanusunda yüzemiyorum.
Özleminle boğuluyorum.

3 Mayıs 2013 Cuma

Yağmur Gibisin

Yağmur gibi huzursun şimdi.
Yağmur suyu gibi.
Yağmur sesi gibi sesin...

Yağmur gibisin yine.
Rahatlatıyorsun beni.
Sesin alıp götürüyor beni.
Alıp götürüyor beni düşüncen.
Yağmur gibisin şimdi.
Bütün kirlerden arındırıyorsun dünyayı.
Her yeri temizliyorsun.
Ne var ne yok her şeyde izin kalıyor.
Saçlarımdan, yüzümden, damla damla akıyorsun.
Yağmur gibisin, her zaman ki gibi.
Yağmur suyu gibi damlıyorsun ellerimden.
Düşüyorsun önüme.
Yürüdüğüm yollarda senide götürüyorum.
Yollarda izini bırakarak devam ediyoruz.
Ne zaman bir damla düşse göklerden.
O damla buluşmadan toprakla.
Sen buluşursun benimle.
Her yağmurda sen varsın benimle.
Beraber yürürüz bulutların altında.
Islanarak en uzun yollarda.
Yağmur gibidir sesin.
Bazen gök gürültülerine karışır.
Kimi zaman dinlendirir.
Kimi zamanda hiddetinden durulmaz.
En güzel şeyleri söyler ama hep, daima.
Ve yağmur gibidir senin yapın.
Hep bir mutluluk gelir peşinden.
Sürekli rahmet yağarken gökyüzünden.
Sende içime yağarsın.
Yağmur gibisin sen.
En sevdiğim şey gibisin.
En sevdiğim, en sevdiğin.

2 Mayıs 2013 Perşembe

Kana Susamış Gibi Sana Susadım

Kana susamış gibi sana susadım.
Senin sevgi şerbetinden kocaman bir kadeh istiyorum.
Yudum yudum sevginden içmek istiyorum.
Kana kana onu içmek.
Sarhoş olmak istiyorum sevginle.
Yerle gök birbirine geçecek gibi geliyor.
Tek bir düzlem oluşturacak her şey.
Ben susuzluğumu seninle gidermek istiyorum.
Doya doya seninle olmak, sınırsızca.
Sana doyum olur mu, zannetmiyorum.
Senin sesini her duyuşumda sarhoş oluyorum.
Seni her görüşümde avare oluyorum.
Ve seni her düşünüşümde biçareyim.
Delirişler mevcut hayatımda, çokca.
Çokda bana göre değil deliliğin dışına çıkmak.
Delilikler olmasaydı çok basit olurdu.
Basit olanlar gibi hızlı tükenirdi, tükenmiyorsa deliliğinden.
Dudaklarından kocaman bir kadeh istiyorum.
Gözlerinden kocaman bir kadeh.
Ve sesinden kocaman bir kadeh içmek istiyorum.
Kana kana seni içmek istiyorum, durmaksızın.
Ben en çok seni istiyorum, seninle sarhoş olmak.
Sana susayışımın haddi hesabı yok.
Bunu miktar zarflarıyla ifade edemem.
En en en çok desem belki sen anlarsın.
Ama yeterli değil hiçbir şey seni anlatmaya.
Ve özlemimi.
Anlatmak istiyorum sana her şeyi, saatlerce, asırlarca.
Bir şarkı söylemek istiyorum sana, günlerce, yüzyıllarca.
Ve seni istiyorum en çok, kıyamet kadar.
Kıyamet kadar, seni istiyorum en çok.
Kana susamış gibi sana susadım.
Susuzluğumu dindir artık.
Dindir artık susuzluğumu, kana doymak istiyorum.
Gel artık, varlığınla sarhoş olmak vakti.