15 Mart 2013 Cuma

Paylaşmak Zengin Kılar

Artık öğrendiği bir şey vardı: Başkalarıyla paylaşılmayan zenginlikler insanı mahvediyordu.
Michael Ende, Momo (Sf.239)


Seninle olmadıktan sonra zenginlik anlamsız oluyor.
Zenginlik kelimesi senin yanında yoksul kalıyor.
Sen fakirliği zenginlik kılıyorsun.
Seninle paylaşmadığım anlar beni mahvediyor.
Sensiz olmak yoksulluğun ta kendisi bence.
Sen zenginliğin ta kendisisin.
Zengin olmak sana sahip olmaktan geliyor.
Seninle olunca zengin oluyorum.
Yoksa ben yoksulun tekiyim.
Biçare avuç açarım sana.
Gönül sultanlığım zengin,
Toprakları çokca geniştir.
Artık insanoğlunun öğrenmesi gereken şeyler var.
Zenginliğin kaynağını yanlış anlıyorlar.
Yanlış anladıklarını yanlış yerlerde arıyorlar.
Ne mutlu zenginliği elinde tutana.
Ne kötü zenginliğini saklayana.
Gönül fakiri olup yoksullaşana.
İnsanı  mahvolur bu cimrilikle.
Paylaşmadıkça fakirleşir herkes.
Paylaşınca zenginleşir her şey.
Ben seninle paylaşıyorum her şeyi.
Zenginlik senden geliyor.
Sen zengin kılıyorsun.
Yoksulluğu uzak tutuyorsun.
Kalbim senin zenginliğinle dolu.
Çil çil altın misali dört bucak seninle dolu.

13 Mart 2013 Çarşamba

Seni İzlerken

Birden kaldırımlardan taşan kalabalıkta onun da olabileceği aklıma geldi.
İçimdeki sıkıntı eridi.
Yusuf Atılgan, Aylak Adam

Bu kalabalıklarda bir yerde sen olmalısın.
Muhtemelen bir yerlerden beni izliyorsundur.
Sen hep beni izlersin.
Her adımımı takip ediyormuşsun.
Öyle dedi bana rüzgar.
Hep beni soruyormuşsun.
Sen izlerken beni.
Adımlarımı daha hafif atıyorum.
Dans ediyorum kaldırımlarda.
Kollarımda sen varmış gibi.
Yavaş yavaş yürüyorum sokaklarda.
Ayaklarım sürünüyor yere seninleyken.
Çok uzun zaman gerekiyor bunun için.
Her şey çok kısa olamaz.
Zaman uzayıp gider bazen.
Belki oda durmaya karar verir bir gün.
Kaldırım taşları gibi birbirinden ayrık.
Deniz uzanır önümüzde.
Gemi arkasında yeşili bırakır.
Kız kulesi seninleyken çok sönük.
Yeşillikler siyahın ardına sinmiş.
Bulutlar dolanır durur.
Karar veremez yağmur olup üzerimize düşmeye.
Korkarlar seni ıslatmaktan.
Hasta olursun diye.
Güneş çıkmaya çekinir ben seninleyken.
Senden sönük olmaya dayanamaz.
Korkar artık yüzünü göstermeye.
Seni izlerken ben.
Ne bir şey gelir aklıma.
Ne bir düşünce.
Sadece sen benimlesin.
Budur yaşantıdaki büyük sır.
Perdenin arkasına gizlenmiştir.
Şimdi aylak aylak dolaşıyoruz sokaklarda.
Seninle ben.
Ardımızda küçük bir dünya.


12 Mart 2013 Salı

Armağan

 Galip Dede, "Birdenbire bul aşkı, bu tufte (armağan) bulanındır" der.


Ne olursa birden bire olur.
Birden bire olmaya mahkûmdur.
Hiçbir şey vakitlice gelmez.
Vakitlice gelen her şeye hazırızdır.
Çat kapı gelince daha farklı oluyor.
Armağan bu.
Hesabı sorulamaz.
Çok büyük bir lütuf.
Sen büyük bir armağansın.
Mücevher kutusunun en değerli parçası.
Okyanus diplerinde aranan inci tanesi.
Evrende varlığıyla lütufkâr olan.
Büyük bir armağansın sen.
Sadece bu anı kapsamayan.
Geçmiş senden doğar.
Gelecek seninle noktalanacak.
Şu an senden ibaret.
Büyük bir hediye bu.
Hediyelerin en güzeli olsa gerek.
Sadece bugüne ait olan.
Yarına bir köprü olacak.
Dünle arasında hidrojen bağları olan.
Armağana sahip çıkmak gerek.
Sümbül gibi tatlı kokar.
Kokusunu bilmesemde sümbülün.
Tanıdık gelirmiş gibi.
Doğumdan izler taşır her yanında.
Kirpikleri arşa değer.
Saçları sol yanından akar.
Irmaklar gibi duru.
Tatlı bir vakit.
Güneş kızıllıklar içinde.
Bulutlarıda kendi rengine boyamış.
Akşam olmakta yine.
Tatlı tatlı eser rüzgar.
Yağmur uğramasada uğramış gibi.
Rahmeti var her yanımda.
Bu büyük armağan çok değerli.
Tut onu kolundan ve taşı göklerde.
Bulutların üzerine çıkar.
Orada seyahet etsin sürekli.
Bu tanışıklık ta ezelden olmalı.
Ebediyyete kadar.

En Çok Çocuklar Ağlar

En çok çocuklar acı çekerler.
Duyguları saftır.
Henüz bilmezler hile yapmayı.
Masallara inanırlar.
Ellerini bir saniye bıraksan kaybolurlar.
Acıları çok derinde olur.
Tutamazlar kendilerini.
Şimdi bu saatte.
Bir çocuk acı çekiyor.
Ama dünya dönmeye devam ediyor.
Kimse dönüp bakmıyor arkasına.
Kimse tutmuyor o çocuğun elinden.
Kimse uykusundan uyanmıyor onun için.
Kimse umursamıyormuş onu.
Kimse yüzünü görmek istemiyor.
Yürekleri parçalayan bir ses geliyor.
Kimse dinlemiyor onu.
Bir çocuk ağlıyor uzaklarda.
Hayata ilk merhaba demesi gibi.
Gülmek duygusundan önce ağlamak tattırılır ona.
En çok çocuklar acı çekerler.
Sözleri samimidir.
Henüz o tatmamıştır faniliği.
Ağlaması başka sebeptendir.
En çok çocuklar ağlar.
Durduramaz kimse onları.
Susturmak mümkün değildir.
Hıçkırarak ağlarlar.
Kimse ağladı diye hesap sormaz.
Kimse ilgiyle yüzüne bakmaz.
Herkes çocukluğuna verir geçip gider.
Geriye sadece çocukluk kalır.
Çocuğun kalbini yaralar kaplar.
İltihaplanır zamanla.
Sonra ağlamak bi'tap düşürür çocuğu.
Yorulur zamanla.
Ufacık kalbi teklemeye başlar.
Henüz daha başındayken her şeyin.
En çok çocuklar acı çeker.
Kimse bilmesede.
Kaybetmek ağır gelir onlara.
Kimse farketmesede.
En çok onlar ağlar.
Gün gibi ortada, kimse dikkat etmesede.
Ne geceye sığınırlar ne yalnızlığa.
Ulu orta ağlarlar.
Kimse sırtını dönüp bakmasada.
Bir çocuk ağlıyor şimdi.
Kana kana.
Pınarlarını kurutmak istercesine.
Kurumayacağını bildiği hâlde.
Hıçkırarak.

En çok çocuklar acı çeker.
En çok çocuklar ağlar.

10 Mart 2013 Pazar

Her Sabah Seninle Uyanmak


"ciğerime öyle doldurmuşum ki seni 
sabah uyandığımda boğazıma kadar sen vardın. "


Sen varsın içimde, her uyanışımda,
ve her gece yatarken içimde;
İçimde bir yerde, sen varsın.
Boğazımda takılı,
Alyuvarlarıma işlemiş,
Kanıma karışıp kalbime ulaşmışsın.
İçten içe fethetmişsin içimdeki diyârları.
Sana itaatte hücrelerim,
Bana karşı ayaklanmış.
Benim sözüm geçmez,
Kendime bile, senden sonra.
-Her sabaha seninle uyanıyorum, içimde büyümüş.-
Saçlarımı sen tara,
Yüzümü sen yıka,
Muhtacım.
Ellerimi uzanmış sana,
Yüzüne değse bütün parmaklarım;
ve ben ciğerlerimden başlayarak,
Bütün dokularıma kadar karıştırsam seni;
Kendi isteğimle.
Teslim ederim bu kaleleri,
Gelsen.
Kabul fetihnâmeler.
-Her sabah seninle uyanmak var.-
Gecenin karanlığı sökülmekte.
Her gecenin sonu bu,
Günün seninle aydınlanacağını bilmek,
Başlamak sondan;
Her yeri aydınlatmak.
Baştan sona adınla titreyen beden.
Beynimin zarına işlemişliğin.
Sen olmasaydın sabahta,
Bu geceler biter miydi?
Bu karanlıklar aydınlığa,
Kavuşur mu?*
Sen varsın diye doğmakta sabah.
-Sabah doğmakta.-
Senin adın anılsın diye dillenmekte diller.
Ben teslim sana,
Her sabah ve her gece,
Varlık ve yokluk.

Her sabaha seninle uyanmak.
Her sabaha biraz daha sen olarak uyanmak.
Benliğim erimekte,
Senleşiyorum zamanla.



5 Mart 2013 Salı

Bu Şehir Güzelliğini Sana Borçludur

"Bu şehir güzelse senin yüzünden." 
Nazım Hikmet Ran

Sen, bu şehri güzel kılıyorsun.
Üzerine köprü kurdukları bu diyar,
Martıların uçuştukları bu gökyüzü,
Balıkların beslendikleri bu deniz,
Vapurların uğramadan geçmedikleri bu liman,
Hepsinin anlamısın sen.
Sen varsın diye güzel bu topraklar,
Altın olan topraktan ziyade sen.
Senin gönlünün zenginliği burayı zengin kılan.
Sen varsın diye uçar burada kuşlar,
Bahar sen varsın diye gelir hızla.
Sen yoksan hep sonbahar,
Sen yoksan her yerde tipi, fırtına, kar;
Sen yoksan sel basar bu semtleri,
Yakar gönülden bendleri,
Boşanır bütün bulutlar.
Sokaklarda kimsesizliğin etkisi,
Kaldırımlar dar ve uzun.
İçine kapanık bir adam,
Siyahlara bürünmüş yürür yolunda,
Paltosunun yakası kapar yüzünü,
Boğazı düğümlenir her adımında.
Sen olduğun için var güzel olan çok şey,
Sen yoksun diye güzelliğini de kaybeden.
Sana muhtaç olan çok insan var,
Ben, belki de sadece ben.
-Ki kim gerek sana başka?-
Sen kalmalısın sadece.
Varlığın öyle ki, yemek, içmek, barınmak gibi.
Ruhum çeker senin açlığını,
Kanım senin kanına karışmak,
Ruhum seni sığınacak liman seçmeyi diler.
Bu şehri sensin güzel kılan;
Senin için Galata bu kadar büyüleyici,
Ayasofya dingin,
Süleymaniye'de asırların bilgeliği,
ve içinde ben.
Bunun içindir güneşin erken doğuşu,
Batmak bilmeyişi,
Yaz günleri.
-Ki kış üşütür içimizi tenimiz kadar.-
Minarelerden gelen ses, uyanmam içindir,
Çalan şarkı ateşlenmek.
Bu şehir güzel,
Sen varsın diye,
Senin için.


4 Mart 2013 Pazartesi

Davranışlar

"Davranışlar kelimelerden daha fazla konuşur, daha çok şey ifade eder."
Oscar Wilde

Kelimelerin ömrü tükenebilir bir gün belki,
Bir gün bütün sözcükler birbirine karışabilir;
Dolanabilir bütün diller birbirine,
Bir gün küçük dilimizi yutabiliriz.
İşte o gün, bugünden daha farklı olacak şeyler varsa eğer,
Bunu ancak davranışlar gösterir.
Ki davranışlar, sözcüklerden daha fazla konuşur,
Ki onlar susmak duygusunu da taşır beraberinde
ve asla gevezelik etmezler,
Taşkınlık nedir bilmezler;
Onlar ancak doğallıklarıyla var olmalıdır,
Susarken anlatmayı tercih edenler.
Bir harekette yüzlerce anlam vardır,
Bir yüzde,
Bir bakışta,
Kimse farketmese de,
Büyük sırlar vardır.
Kelimeler kurulu temel anlamlar üstüne
Dil coğrafyaya göre farklılık gösterse de,
Her yerde aynı davranışlar.
Dil toplum meselesiyken,
Karakter ve insan meselesidir davranış.
Bazı şeyler sürekli değişir yaşamla beraber,
Davranışlarsa soluksuz olarak,
İlk günden beri böyledir.
Değişimi kabul etmez onlar:
Değişim onları kabul ederek yoluna devam eder.
İnsan konuşmaz sadece diliyle,
Çoğu zaman dilinden çok anlatır hareketleriyle.
Dil kulağa hitap eder,
Vücut ise büsbütün karşısındakine.
Anlık ve zaman dilimiyle ifade edilemez,
Esrarlı bir hadise bu.
-Kalıplar kalıba sokulursa ne çıkar?-
-Sözcükler ise düzlemleştirilebilir.-
-Dil, vücut ile birleşmeli.-
Ne sadece davranışınla var ol,
Ne de sözcüklerinle yaşar ol;
İkisini de içermeli,
Beraberce sürdürmeli.
Zira ikisi de muhtaç birbirine,
Dünya dönmeye devam ettikçe.


3 Mart 2013 Pazar

Mutluluğun Arayışı

”Birçok insan mutluluğu, burnunun üstünde unuttuğu gözlük gibi etrafta arar.'' 
Friedrich Nietzsche

Mutluluk bu kadar yakındayken uzakta aranıyor.
Tıpkı unutulan her şey gibi.
Unuttukça uzakta farz ediliyor.
Uzakta olduğu düşünüldükçe yakında olduğu görülmüyor.
Uzaklaşan şeyler güzel görünüyor.
Yakınlaştıkça değersizleştiriliyor.
Değerli olmak için uzaklaşmaya mahkummuş gibi.
Elimizdekiler daha değerli.
Gözlük burnumuzun üzerinde.
Kitap elimizde.
Fark edemiyoruz, uzakta olduğunu farz ediyoruz.
Mutluluğun arayışı dışarıdayken, çok uzakta.
Biz giderek içimize kapanıyoruz.
Mutluluğun varlığını başkarında görüyoruz.
O ise çırpınıp dururken içimizde.
Biz onu kafesinden dışarıya bırakmıyoruz.
İçimize hapsediyoruz.
Göğüs kafesinde boğuyoruz.
Henüz ötmeye başlayan bir kuş gibi.
Yumurtasını kırıpda dünyaya merhaba derken.
Biz onun sesini kesiyoruz.
Bütün varlığıyla uğurluyoruz.
Böylece onu hiç hissetmiyoruz.
Her şeyi uzakta arıyoruz.
Sahip olduğumuz mutluluğu farketmiyoruz.
Sahip olamadıklarımızı mutluluk sayıyoruz.
Var olmadıkça seviyoruz.
Var olanı iteliyoruz.
Sevemiyoruz.
Mutlu olamıyoruz.
Bu yüzden kâhroluyoruz.


2 Mart 2013 Cumartesi

Cemre

İlk cemre düştü bugün toprağa.
Baharın bereketi geliyor artık.
Isınacak bütün evren.
Güneşten beslenecek artık her yer.
Bende ısınıyorum git gide.
Günler geçiyor hızlıca.
Anın farkına varamıyorum.
Aylar, günler, geceler.
Hepsi kısa bir andan ibaret.
İlk cemre düştü toprağa.
Kış dün gibi henüz aklımda.
Soğuktan titreyip sana sarılırdım.
Şimdi sıcak her yer.
Güneş kavuruyor her yeri.
Ben yağmuru özleyeceğim.
Rüzgar için bekleyeceğim.
Cemre değiştiriyor bütün mevsimi.
Ağaçlar yine yeşile dönüyor.
Canlılığıyla geri geliyor bütün doğa.
Bütün çiçekler açıyor yine.
Senin yürüyeceğin yolları süslüyorlar.
Kuşlar göç edecekler yine buraya.
Senin için ötüşecekler.
İlham alıp senden cıvıldayacaklar.
Şelalelerden akan su daha bir gürleyecek.
Senin için haykıracaklar.
Cemre düşecek toprağa.
Seni bahara kavuşturmak için.
Bir an önce.
Bahar gelecek.
Senin için.
Ve bütün çiçekler senin için en iyi kokularını, renklerini alacak.
Sana güzel görünmek için.
Cemre düşecek toprağa.
Sen istedin diye.


1 Mart 2013 Cuma

Karıştım

Karıştım ben artık.

Bütün varlığımla.
Senden bir parça olup çıktım sonunda.
Seni bir parçam yapabildim.
Dolaşıp duruyorsun bende.
Her işime karışıyorsun.
Her işine karışmak istiyorum.
Karışmak istiyorum, sadece sana.
Kavuşmak istiyorum.
İçtiğim suya sen karışıyorsun.
Kokladığım havaya.
Soluduğum her nefese.
Her şeyime sen karışıyorsun.
Kanıma, canıma.
Başucumda seni saklıyorum.
Kitabımın arasında seni okuyorum.
Damarlarımda seni dolaştırıyorum.
Ben sana karıştım.
Sen bana.
Ellerimle senin için çiçekler büyütüyorum.
Defterime senden nameler aşk ediyorum.
Gün gün seni sayıyorum.
Her rüyamda seni sayıklıyorum.
Karışıyorsun sen bana.
Birbirimize dolanmışız artık.
Sarmaşıklar gibi uzanıyoruz beraber.
Sarıp sarmalıyoruz birbirimizi.
Yüsekltiyoruz değerleri.
Anlamlı kılıyoruz dünyayı.

Sımsıkıtutunupgidiyoruzbirbirimize.