28 Şubat 2013 Perşembe

Sen Benim Parçamsın

"Sen hiç bir başkasını kendi parçanmış gibi hissettin mi?" 
- (The Dead Girl)


Ben hissettim.
Kendimden daha çok bana aitmiş gibi hissettim.
Benim artık bende olmadığımı farkettim.
Her gece benim sen olduğunu defterime kaydettim.
Sana kavuşmak için saatlerce sabrettim.
Ben seni içimde hissettim.
Bütün her şeyi senin için sakladım.
Sadece seninleyken dışarıya çıkardım.
Her şey uzun uzadıya zor burada.
Sensizken geçmiyor hiçbir şey.
Paramparça oluyor bütün varlık.
Yapbozun parçaları gibi bölünüyorum ben.
Her parçam ayrı bir kıtada.
7 kıtada ben varım artık.
O kadar ayrık birbirinden.
Sensizken paramparça her şey.
Sen birleştirirsin bu parçaları.
Okyanuslardan toplarsın beni.
Akarsuların içinde bulursun beni.
Sen benim parçamsın.
Hemde en büyüğü.
Sen olduğun her anda parçalarım birleşir.
Sen yokken birleşsede anlam taşımaz.
Seninleyken her şey anlamlı.
Anlamsız hiçbir şey göstermezsin bana.
Sen anlamların en büyüklerinden olan.
Anlamlandırmak için yaratılan.
Anlamlı kılanlardan olan.
Sen, bütün her yeri kaplayan.
Donatan dört bir bucağı.
Varlığıyla.
Sen, sarmalayan güneşi.
Güneşten önce kalbime doğan.
Sıcaklığıyla.
Sen, geceden önce gelen.
Yalnızken doruklara çıkan.
Yalnızlığımla.
Sen benim parçamsın.
Hiç kopmyacak olan.

27 Şubat 2013 Çarşamba

Boşlukta Tutunmak

Düştüğüm boşlukta sana tutundum.
Sen olmasaydın tutunamazdım.
Tutunacak bir dal bulamazdım.
Gözlerim bağlanmış ve ben yürürdüm yolumda.
Sonra arkama bakardım korkuyla.
Boşluktan başka bir şey göremezdim.
Sesim titrek çıkardı önceden.
Ne hissettiğimi kimseye anlatamazdım.
Uzaktı bana herkes, millerce.
Sen geldin ve yakınlaştı her şey.
Boşlukta tutunduğum sendin benim.
Gözlerimi açan bu yaşama.
Korkuyla değil sevgiyle bakabildiğim.
Uzunca hiç göz kırpmadan karşısında durduğum.
Hislerimi anlayabilecek olan,
Sendin.
Sen şimdi her kelimeyi usulca söylerken.
O sesler kulaklarımda heyelanlara dönüşür.
Ve en derinlere yöneler hızlıca.
Her yer boşluk içindeyken burada.
Dünyanın büyüklüğünde ben bu kadar küçük bir hacim kaplarken.
Kütlem henüz yerçekimine bile karşı gelemezken.
Sonsuz bir boşlukta düşüyordum ben.
Tutunmak için seni bekliyordum ben.
Sen geldin işte ve tuttun beni.
Bende seni tuttum, bütün kalbimle.
Tutunacak başka hiçbir şeyim yok.
Olsa dahi senden başkasına kalbim tok.
Boşluk ölçülemiyorken koca bir devirde.
Senin varlığın değiştirdi yüzyılları.
Dursun artık boşluktaki bu zaman.
Akmasın bir kez olsun zaman.
Takvimler bir kez olsun çevrilmesin.
Kıyamet kopmaz, kimse ölmez.
Ben sendeyken kimse bilmez.
Sen bendeyken kimse görmez.
Biz bizeyken kimse hissetmez.
Ağzıma kadar seninle doluyum.
Boşluk yok ki.
Sen taşarsın benden.
Ben taşırırım seni benden.


21 Şubat 2013 Perşembe

Kırmızı

Kırmızıyla doğmuşsun.
Kor kırmızı yakmak için ömrü.


Kırmızı ile doğmuştum ben.
Her yerim kırmızıydı.
Battaniyem, elbisem, kanım.
Her yer kırmızıya boyanmıştı.
Sokaklar, odam, kalbim.
Kırmızıydı benim kaderim.
Gittiğim her yer kırmızıydı.
Bütün trafik ışıkları kırmızıydı.
Güneş akşam vakti kırmızı.
Gözlerin fotoğraflarda kırmızı.
Dünya sıcaktan bunalmış kırmızı.
Alev alev yanan her yer kırmızı.
Benim rengim kırmızı.
Al al her yer.
Tonlarıyla beraber vardır o bende.
Kırmızı, kırmızı, kırmızı.
Çizdiğim resimler kırmızı temalıydı.
Yazdığım mürekkep kırmızı rengindeydi.
Sonbahar kırmızıydı baştan sona.
Takvim yapraklarında kırmızı çizikler vardı.
Sensizliğin çetelesinde kırmızı kalem kullandım.
Kırmızı ile yaşıyorum ben.
Ellerim kırmızıya boyanmış.
Dudaklarında kırmızı bir ruj var.
Yanakların al al.
Güldükçe kızarıyorsun.
Seninle kırmızıyı paylaşıyorum.
Seninle rengimi paylaşıyorum.
Kırmızıya sarındım ben.
Adeta onunla mumyalandım.
Kırmızı tüllerle çevrili dünyam.
Gözlerimden kırmızı akıyor.
Dünya kırmızı artık.


17 Şubat 2013 Pazar

Süslü Rüyalar

Siz uyumayı sevdiğimizi sanıyorsunuz... Biz rüya görmeyi seviyoruz... CA

Rüyalarımla süslü bütün gecelerim.
Karanlıklara baş kaldırıyorum ben.
Siyahı reddediyorum.
Seni istiyorum rüyalarımda.
Rüyalarım güzeldir benim.
Sen varsındır içinde.
Uyumak değildir bunun anlamı.
Herkes uyumayı severken ben uzaktayım.
Ben rüya peşinde koşmaktayım.
Dinlencelerim senden ibaret.
Ben rüyaları seviyorum.
Baldan derelerin olduğu.
Aslanların sevimliliğinin görüldüğü.
Kartalın kanatlarıyla dağlarda dolaşırken.
Başumca senin olduğun.
Doğanın efendisi gibi olmak bu.
Tabiat güzelliklerini açmış bana.
Rüyalar.
Süslü rüyalar.
Büyük avizeler var tavanda.
Tavan bile çok uzakta.
Ekvator görülüyor buradan.
Kutuplar çok yakın.
Bir mil ötede Sahra.
Çöller o kadar sıcak değil.
Kutuplarda soğuk sayılmaz.
Her yerde hakim tek iklim var gibi.
Her yer aynı birbirinin.
Görüntüler değişmekte sadece.
Rüyalar güzeldir işte.
Onlara hakimiz.

Seninle ben.
Süslü rüyalarda buluşuruz.
Her gece, yeniden.

16 Şubat 2013 Cumartesi

Sensiz Karanlıktayım

Anlamıyor musun ? Gökyüzü güneş olsa, sensiz karanlıktayım. 
Ümit Yaşar Oğuzcan


Karanlıklar içindeyim ben.
Sen yoksun çünkü.
Varsanda çok uzaktasın.
Işığın rengi çok soluk.
Sadece kıvılcımları geliyor bana.
Kıvılcımları bile yakıyor beni.
Güneş gibi yakar mı beni ateş?
Koca gezegenleri sürükler misin peşinden?
Başını alıp gidersen bizde gelebilir miyiz seninle?
Karanlıkta yolumuzu bulamayız ki biz.
Biz muhtacız senden gelen ışığa.
Sen yoksan güneş hangi yüzle doğabilir?
Doğarsa bile biz bakamayız ona.
Çünkü artık dünyamızı aydınlatamaz o.
Sen hiçbir zaman uzaklaşma.
Merkezdesin, her şeyin içinde.
Güneş tepemizdede olsa.
Sen yokken karanlık bu dünya.
Karanlıklar içerisinde bütün doğa.
Bitkiler bile fotosentez yapamazlar.
Onlarda seni beklerler artık.
Güneş ışığıda senden beslenir.
Geceleri aydınlatan ay, ışığını senden alır.
Bende salımla açıldım okyanuslara.
Tepemde sıcak bir güneş.
Senin kadar değil.
Ve karanlıktayım ben.
Karanlıktayız biz.
Gel ve kurtar artık.


15 Şubat 2013 Cuma

Yeşil Deniz

Benim denimizim yeşil renk.


Tıpkı senin gibi.
Sonsuzluğu doğuruyor benim içime.
Yeşil denizler Haliç gibi.
Koca bir tarihe şahitlik ediyor.
Beni  barındırıyor.
Gözlerinde denizlerin sonsuzluğu var.
Uçsuz bucaksız onlar.
Uzanıp gidiyor güneş çizgisinde.
Göklerle buluşuyor uç noktasında.
Senin üzerinden göç ediyor kuşlar.
Balıkları sen barındırıyorsun.
Senden besleniyor onlar.
Oltalar senin derinliklerine iniyor.
Senin bağrında yaşıyor bütün güzellikler.
Seni yaşayan her şey güzelleşiveriyor.
Denizler yeşil renk olamaz mı?
Doğa ile deniz birleşiversin artık.
Yeşil ve mavi sende buluşsunlar.
Doğanın rengi sen ol.
Senin sularında yüzmek istiyorum ben.
Kulaç kulaç derinliklerine inmek.
Millerce ilerleyerek sana varmak.
Yeşil bir deniz hayâl ediyorum ben.
Tatlı sularından içebileceğim.
Damarlarıyla ormanları besleyebileceğim.
Uzak köşelerinde tropik kurbağalar bulundurabileceğim.

Yeşil bir deniz istiyorum ben.
Senin gibi.

14 Şubat 2013 Perşembe

Rüzgar Gülü

Rüzgar gülleriyle çevrelenmişim ben.
Her yerde senden gelen esintiler var.
Senin rüzgarınla dönüyor pervaneler.
Esiyor yeller en şiddetli hâlde.
Rüzgar güllerini severim ben.
Onlar kadar özgür olmak isterim.
Ama muhtaç olmamak rüzgara.
Onlar gibi dönmek isterim sonsuzca.
Rüzgar gülünden bahsediyorum.
Çocukluğumuzda yaptıklarımızdan.
En küçük esintilerle başımızı döndürenlerden.
Önceden rüzgar gülü döndürürdü başımızı.
Artık sen döndürüyorsun.
Önceden rüzgar için dua ederdik.
Ve döndürmesi için onu sonsuzca.
Şimdi senin için ediyoruz.
Sayısızca dolanırsın.
Durmadan bizi döndürürsün.
Bulutların üzerinde yürütürsün.
Rüzgarı bize tanık gösterirsin
Rüzgar gülü olmak zor olsa gerek.
Sürekli dönmek için rüzgar gerek.
Rüzgar kesilirse uçmak gerek.
Nefesim yettiğince üflerim ben.
Kıpkırmızı kesilene kadar tüketirim oksijeni.
Sen hep dönersin.
Bende dönerim seninle.
Bitmez bu dönüş.
Semazen gibi takılıp kalırız biz.
Durmadan aynı nakaratı tekrarlayarak.




13 Şubat 2013 Çarşamba

Bana Öyle Geliyor

Bana öyle geliyor ki sen de beni seviyorsun ya da bana öyle geliyor...
Franz Kafka

Bende öyle hissediyorum.
Hislerimde bana öyle diyor.
Henüz farkedilmemiş bir şeyler olmalı.
Dünya bilinmezliklerle dolu.
Her gün yenilerini farkediyorum.
Gözlerimizin önünde pekçok perde var.
Hergün bir yenisini açıyoruz.
Sonunda matruşkalara döndük.
Hep yeni şeylerle karşılaşıyoruz.
Dönüşüm içerisinde evrendeki bütün enerji.
Yok olmadan biçim değiştiriyor her şey.
Çoğu bunu farkedemedi.
Farkedenler bu sırrı kendi içerisinde sakladı.
Sır olarak kalmalıydı bu.
Ama dışa vurdu bunu Newton.
Ve artık haberdar oldu bu sırdan herkes.
Yinede kimse farkında değilmiş gibi.
Ben bağırıyorum bunu.
Kimse anlamıyor.
Bizde anlatmıyoruz artık.
Bizde böyle istiyoruz işte.
Bana öyle geliyor işte.
Zaten her şey bana öyle geliyor.
Yani sen gibi geliyor.
Her şey bana geliyor.
Üzerime kocaman geliyor.
Büyük kütleler olarak geliyor.
Her şey üzerime geliyor.
Bana öyle geliyor.

12 Şubat 2013 Salı

Buzdan Duvarlar

Benim duvarlarım buzdan... Öpersen erir.   CA

Her yer buzullarla kaplı.
Öpemezsin onları.
Öpmek bu şatoyu yerle bir eder.
Buzdan şatom senin için.
Ben inşaa ettim burayı.
Sadece senin için.
Duvarlarımı yıkmak kolay.
Öpersen erir hepsi.
Buzdan duvarlarla örülmüş bir yaşam gibi.
Antartika'dan uzakta yapılmış.
Her şeye buz hakim.
Soğuk bir iklim hakim burada.
Sen ısıtırsın diye.
Buzdan duvarlarla örülü her yer.
Erimesine ramak var.
Çok yakın artık.
Buzdan duvarlar erisin bence.
Erisin ve yaz iklimi gelsin artık.
Antartika'dan uzakta hiçbir yere yakışmıyor.
Kış iklimi uygun değil buraya.
Burası baharın ülkesi olmalı.
Burada güneş hüküm sürmeli.
Ve laleler açmalı her renkte.
Duvarlar engel olmamalı.
Buzdan duvarlar erir.
Öpersen.


Makyajım Akıyor

Makyajım akıyor yine.
Senin şiirlerinin üzerine.
Durmadan.
Şiirlerin gözlerimde.
Belki kanımda canımda.
Belki de ciğerimde.
Doluyor...
Ayrılmasalar.
Sözcüklerin kopmasın benden.
Sen de benden.
Her harf içime işlemiş.
Her sözcük kalbimde yara.
Her satır ömrümün içinde.
Kelimeler akıyor.
Harfler damlıyor.
Hepsi senden.
Hepsi candan.
Hepsi canıma ...