23 Mart 2013 Cumartesi

Körkütük Yalnızlık

Nerede olursam olayım, yalnızlık benimle.
Beni terk edip gidemez.
Ben hep yalnızlığımla beraberim.
En gözü kara anlarda yine beni bulur.
Körkütük sarhoş eder beni.
Her gece uçup bana gelir.
Yalnızlık beni bırakıp gitmez.
Bir kadeh şarap gibidir.
İçmeden sarhoş eder beni.
Düşüncesi kemirir durmadan beni.
Bardaktan boşanırcasına yağmur gibi yağar üzerime.
Güneş gibi doğar her gün üzerime.
Ay gibi her gece gösterir kendisini.
Geceyi kollamaz gelmek için.
Her gece ve gündüz barındırır varlığını.
Delicesine hissettirir aynı zamanda.
Yalnızlık körkütük bana gelir her gece.
Kapımda yatar durmadan.
Dayanamam içeri alırım onu.
İçimde ağırlarım yalnızlığı.
Asla uzaklaşamaz benden.
Ben ve yalnızlık, bakiyete doğru yol alıyoruz.
Susarak anlaşırız bazen.
O bana benim duymadığım masallar anlatır.
Ben anlamadığım bu masalı dinlerim.
Bu masalı sevgiyle beslerim.
Ve kocaman bir yalnızlıktır bu masal.
İnanasım gelir hep.
Yalnızlık benim körkütük yandaşım.
Hep benimle olan varlık.



22 Mart 2013 Cuma

Senin Kelimelerin

Ben yoktum; hatta ben yokum, olmadım diyemeyecek bir yerdeydim; kelimeler bile yan yana gelerek beni tanımlamak istemezlerdi. Ne olurdu benim de kelimelerim olsaydı; bana ait bir cümle, bir düşünce olsaydı. Binlerce yıldır söylenen milyonlarca sözden hiç olmazsa biri beni içine alsaydı ! 
Oğuz Atay, Korkuyu Beklerken


Benim için kimse güzel bir şey yazmamış.
Herkes her şeyini senin için yazmış.
Bana ait hiçbir kelime yok.
Oysa sana adanan milyonlarca cümle var.
Sana yazılan şiirler, romanlar.
Benim bir harfim bile yok.
Böyle fakirane yaşıyorum.
Hiçbir zaman senin kadar zengin olamayacağım.
Bende cümlelerde yaşamak isterdim.
Başkentimi harflerin arasına kurmak.
Sonra seninle orada bir şehir inşaa etmek isterdim.
Bütün harflere senin gizlerini saklamak isterdim.
Kelimelerin hepsini senden duymak.
Senin, sözlüğüm olmanı isterdim.
Bütün anlamları senden duymak.
Her harfin telaffuzunu tek tek senden işitmek.
Bende senin kadar adına cümleler kurulan birisi olmak isterdim.
Hiç olmazsa birkaç kelime duymak.
Ben boğulurken her şeyden önce senin adını bağırırım.
Kaldı ki başka kelime bilmem.
Ezbere bildiğim tek kelime senin adındır.
Senin adından gayrı kelime bilgim yoktur.
Senden başka söyleyecek şeyim.
Şimdi sana bunları yazıyorum.
Bu kelimelerin hepsi senin olmuş olacak.
Yine bana ait hiçbir kelime yok.
Yine her şey sana ait, bana ait hiçbir şey yok.
Senin kelimelerinle, sana armağan ettiğim kelimelerle sana bir şeyler yazdım.
Senin kalbine hitafen.


21 Mart 2013 Perşembe

Tuhaf

Bu kadar uzak olup kalbimde uyuman ne tuhaf .
Ümit Yaşar Oğuzcan


Ne tuhaf, şimdi içimde taşıyorum seni.
Oysa arada kilometreler var belki de.
Ne tuhaf milyarlık dünyada sadece seni tanıyorum.
Çok büyük kalabalıklar var oysa.
Kocaman bir ağırlık var göğüs kafesimde.
Oysa üzerime hücum eden koca dağlar var.
Dilimden sadece senin adının düşmemesi ne tuhaf.
Oysa bildiğim binlerce kelime var.
Ne tuhaf, gözlerimin sadece seni görmesi.
Oysa büyük bir dünya var.
Tuhaf.
Şimdi senden çok uzakta.
Yine taşıyorum seni kalbimde.
Kalbimin koridorlarında dolaşıyorsun.
Kalbimin yamaçlarına tutunuyorsun.
Düşmemek için amansız bir mücadeledesin.
Düşsende kalbimin uç köşelerinde var olacaksın.
Kalbimin ücra köşelerine uğrayacaksın.
Durup en yüksek mevkiinde oradan bakıyorsun.
Kamp kuruyorsun oraya.
Tuhaf ki çıkmaya niyetin yok.
Tuhaf ki sadece seni istiyorum.
Susuz kalmış ve yürürken çöllerde.
Bir tas su ister gibi zerdüşt olmuş istiyorum seni.
Artık varlığından başka bir şey düşünemiyorum.
Yoklukla çevriliyim şimdi.
Tuhaf ki yine hissediyorum içimde seni.
Çok uzaklaşmış olamazsın.
Yakınsın bana, benden daha çok.
Tuhaf ki uyuyorsun yine kalbimde şimdi.
Derin bir uykudasın.
Kalbime sarılmışsın.
Ve uyuyacaksın, gün doğacak ve batacak.
Ama sen hep orada uyuyacaksın.

20 Mart 2013 Çarşamba

Senden Öğrendim

''İnsan her konuda, ancak sevdiği insandan bir şeyler öğrenir.''
Johann Wolfgang von Goethe


Bende her şeyimi senden öğreniyorum.
Nefes almayı bana sen öğretmiş olmalısın.
Nasıl kalem tutulur ancak sen öğretmişsindir.
Ellerime senden başkası dokunamaz.
Yaşamayı ancak sen öğretmiş olmalısın.
Başka türlü yaşanmıyor.
Dördün karesinin on altı olduğunu ancak sen söylemiş olmalısın.
Mono'nun tek demek olduğunu bana senden başkası öğretmiş olamaz.
Sen olmasan ben zarf tümlecini bile bulamazdım.
Sonra lizozomları asla keşfedemezdim.
Senden gayrı bilgileri reddediyorum.
Öğrenmek senden ibaret olabilir ancak.
Senden başka reddediyorum.
Sen benim öğreticimsin.
Senden öğrenirim ben.
Yağmurun şarkısını ilk sen söylemiş olmalısın.
Güneşin doğuşunu sen söylemişsindir.
Ve kışın sıkı giyinmeyi ancak sen tembihlemişsindir.
Üşütmemem gerektiğini senden öğrenmişimdir.
Bildiğim ne varsa bugün.
Hepsini senden öğrenmişimdir.
Sen olmasan öğrenimim yarım kalırdı benim.
Bu kadar yarımlığa bir yarımlık daha eklenirdi.
Çeyrek olurdu artık her şey.
Tükenirdi giderek.
Bana kartopu yapmasını sen öğretmişsindir.
Sıcak günlerde gölgeden yürümeyi.
Sek sek oynamanın kurallarını sen öğretmişsindir.
Sen öğretmişsindir bana kahvenin nasıl güzel yapılacağını.
Sen öğretmişsindir bana;
Yemeyi, içmeyi, sevmeyi.
Bilgilerim senden ibaret.
Benim bütün varlığım senden ibaret.
Ne biliyorsam sendendir gayrı.


19 Mart 2013 Salı

Kendim Olmam İçin; Sen Olmalısın

O, kendim olmam için bende eksik olan şeydi.
Murat Menteş

Sende eklenince tam olacağım.
Yarım yamalak yaşanmıyor.
Yaşanıyor ama yaşanmamış gibi geliyor.
Yaşanmışlıklar yaşanamıyor.
Sensiz yaşamak ne mümkün.
Aldığım havayı bile içime tam çekemiyorum.
Yaşamak, sadece seninle yaşamak.
Sensiz yaşayamamak.
Birbirini kovalayan ancak günler.
Bende seni kovalamak istiyorum.
Eksiklik çok büyük ve derinlerde.
Kalbin tam ortasındaki gedik.
Giderek açılıyor burada.
Büyüyerek uçurumlara dönüşüyor artık.
Bütün eksiklikler bir araya geliyor.
Bir taş yuvarlanıyor.
Zirvesi karla kaplı dağın eteklerinden.
Dibe varana kadar heyelanlara dönüşüyor.
Önüne gelen her şeyi yutuyor.
Korkusuz bir canavar gibi bana saldırıyor.
Sen yokken beni koruyan kimse yok.
Önüme set olacak savunma hattım yok.
Elimden tutup beni çekecek kimse yok.
Tutup ellerimden bana yazdıracak kimse yok.
Ve kimse yok gözlerimi kapatıp beni mesut eden.
Hepsi delip geçiyor birer kurşun gibi.
Şimdi kurşuna dizilmiş halde delik deşik.
Yaşam işte bu.
Arta kalan bir şey yok.
Hepsi yenik düştü zirveden düşen taş parçasına.
Kendim olmam için sen olmalısın.
Sen yokken ben yokum.
Var olmam varlığına bağlı.

18 Mart 2013 Pazartesi

Seni Düşünerek Uyuyacağım, Yine

Seni düşünerek uyuyacağım, yine.
Saniye saniye adını tekrarlayacağım.
Rüyamda seni bulmak için uyuyacağım.
Seni görmek için direneceğim.
Günden güne eriyeceğim.
Sen yokken buzulun görünmeyen kısmı ifade eder özlemimi.
Gördüğün sadece küçük bir yansıması.
Sen yokken rüyalar hep karanlık.
Büyük bir siyah kütle.
Sen gelince her yer rengarenk.
Her köşede yeni bir anlam.
Şimdi yine seni düşünürken.
Senin adınla şiirler okurken.
Ve yine senin için kendimle savaşırken.
Uzakta, çok uzakta bir gün batmakta.
Sana kavuşmak için öbür tarafta güneş doğmakta.
Amansızca atlar dörtnala koşmakta.
Sana varmak için bedenim yarışmakta.
Faniliklerle diretmekte.
Seni düşünme vakti geliyor yine.
Yine uykuyla uyanıklık arasında.
Seni sayıklarken yarı uyur vaziyette.
Senin geldiğini hissedeceğim.
Gelmesende geldiğini varsayacağım.
Sadece senin için uyuyacağım.
Rüyamda görmek için seni.
Ve sabahında varmak için sana.
Şimdi uyuyacağım.

Ben Olmadan Önce Sen Olmalıyım

Ben olmadan önce sen olmalıyım.
Sen olduğumda benliğimi bulacağım.
Sen olmazsam varlığımı bulamam.
Ben ben olarak aslında yokum.
Sen beni ben yaparsın.
Ben sen olunca varlığımla var olacağım.
Senin varlığın yokluğumla birleşir.
Ben olmadan önce sen olacağım.
Sen olduğumda her şey güzel olacak.
Biz senle sende buluşacağız.
Benle biz sana misafir olacağız.
Biz sende buluştuğumuzda her şey duracak.
Durması gerekecek.
Durmayanlar gazaba uğrayacak.
Benle sen, biz olunca ne kadarda güzel.
Ne kadarda içten, ve anlamsal olarak derin.
Sen olduğunda biz olmuş olacağız.
Uzaklar çok yakın olacak.
Teyyareler buradan kalkacak.
Başlangıç meridyenim sen olacaksın.
Her şey sende başlayacak.
Saat hesapları sana göre yapılacak.
Biz senle ne kadar da güzeliz.
Ne kadar da yakın.
Ben olmadan önce sen olacağım.
O zaman biz olacağız.
Karışmak diye ben buna derim ancak.
Ben senden beni ayıramam.
Sen beni senden ayırabilir misin?

17 Mart 2013 Pazar

Seni Düşünerek Uyuyakaldım, Yine

Seni düşünerek uyuyakaldım.
Belki seni görmüşümdür rüyamda.
Belki gelmişsindir.
Varlığını istiyorum şu sıralar.
Gece katran karası olmuşken.
Senin hâyalini yaşatıyorum.
Bugünde yalnızlıkla çevriliyim.
Dört yanım kuşatılmış.
Sen kurtarırsın bu yalnızlıktan ancak.
Seni düşünerek uyumak her gece.
Bir emir gibi ilahi, göklerden.
Her an seni düşünerek yaşamak.
Nefes almak gibi, sürekli.
Bu günler hep böyle.
Sadece seninle dolu, dopdolu.
Karanlık çok kötü.
Sensizken bilakis korkutucu.
Sen olsan aydınlatırdın burayı.
Şimdi ben sönük kalıyorum burada böyle.
Ruhum olduğundan daha şiddetli.
Seni arzuluyor yanında.
Senin adına seslenmek için sürekli bekliyor.
Ruhumda senin manzaraların tecelli oluyor.
Sen koşuyorsun bir sahilde.
Gökyüzünden ince bir bulut.
Gökler kül renginde.
Ve beklenen geliyor işte, yağmur.
Yağmurla sen geliyorsun.
Birlik olup beni buluyorsun.
Seni düşünerek uyuya kaldım yine.
Belki rüyama gelmişsindir.
Belki görmüşümdür.
Sen beni huzura boğuyorsun.
Ben her gece seninle uyuyorum.
Uyanmıştım.
Uyandığımda seni bulacakmışım gibiydi.
Sen uzatmadın elini.
Ama hâyâlini gördüm tam karşımda.
Bana gülümsedi.
Uyandığımı hissettim.
Bir daha uyandım, bu sefer kesin olarak.

Baştan Sona Aynı

Uyumlu değiliz.
Neredeyse aynıyız, baştan sona.


Aramızda bir fark bulamayacağım.
Farklı hiçbir noktamız yok.
Bütün hücrelerimize kadar aynıyız.
Tek bir parçanın ikiye bölünmüş haliyiz.
Ne ben tamım şimdi.
Ne de sen tamsın.
Ancak birlikte tamamlanırız.
Yarım kalacağız.
Tam olacağımız güne kadar.
Ne ben sana benzeyebilirim.
Ne sen bana benzeyebilirsin.
Biz baştan sonra aynıyız.
Aynı şeyi yaparız.
Aynı soluğu alırız.
Aynı sudan içeriz.
Aynı havayı alır, aynı güneşe bakarız.
Aynı gökyüzünden ayrı uçurtmalar uçururuz.
Biz birlikte biriz.
Yarım elma gibi varız.
Diğer parçası meçhul.
Parçası tam olmadan tamamlanamıyoruz.
Ancak böyle eksik yaşıyoruz.
Bir an önce tamamlanmalı bu resim.
Bu eksiklik giderilmeli.
Gelmeli arıtk tamlaşacağımız gün.
Bir bütün olmak günü olmalı artık.
Yarım olmak zor oluyor.
Tam olduğumuzda her şey daha kolay olacak.
Farklı anlamlarda biz yine tamız.
Birgün her şeyiyle tamlaşacağız.
Tam olacağımız güne kadar.
Yarımlığımızla varız.
Bir gün, tam olacağız.
Hemde öyle bir tam ki, bir daha ayrılmamak üzere.


Yeşilin Portresi

Büyük olmayan nazik ve narin yapılı bir çehre. Vücudun üzerinde öyle vakur, azametli bir duruşu var ki ona doyum olmaz. Ne büyük ne küçük, vücuda tamamen uygun bir yüz yapısı. Üzerinde gayet orantılı iki küçük odacık şeklinde dünyaya ışık saçan ve her yeri aydınlatan, rengi yeşil iki pencere. Bu pencerelerin, yani gözlerin içinde sanki koca bir evren varmış gibi her yeri süzen ve her şeyi tanıyan bir ifade. Baktıkça insanın içini ısıtır. Renklerden pek anlamasamda kestane renginde; kumral, ipeksi saçlar. Rüzgarla göklere savrulur. Sahibinin sözünü hiç dinlemez ve rüzgarla dans eder. Sol yanında toplayınca büyüleyici bir hâl alır. İnci gibi, tek sıra hâlinde, küçücük dişler. O kadar birbirleriyle uyumlular ki bu doğallığı algılamak çok güç. Bunlarla beraber beyaz bir ten ve yanaklarda hafif kızarıklık. Yüz ifadesiyle tam bir uyum gösteren bu hatlar, tavrını kesin olarak belirtir. Doğallığı o kadar kesindir ki yapmacık bir ifade ve anlam burada barınmaya cesaret edemez. Güzelliğin portresi bu. Kusur olarak tanımlanacak hiçbir şey yok ve her şey onda güzel duruyor. Ona bir anlam katıyor. Yüzünün bütün dokularından bir mânâ fışkırıyor. Gözlerin yanında iki küçük şirin izcik. Bunlarda yaşamın başka bir hatırası ve başka anlamlar taşıyor. Bu yüz ki, baştan beri her hücresinde bir anlam var. Gözlerin hemen üzerinde uzanan kaşlar ve kaşlarla beraber güzel, zarif kirpikler. Kirpikleri o kadar güzel ki özenle seçilmiş gibi. Zaten göz çevresi o kadar güzel ki her bir parçası ayrı ayrı özel bir tasarımla yapılmış ve bir araya getirilmiş gibi. Etli olmayan, yüzün çehresini bozmayan, gayet uyumlu ve biraz soluk bir renkte dudaklar. Dudakları ancak güldüğünde renklenir, kızarır. Çehrenin ortasında duran, küçücük, tatlı mı tatlı bir biçime sahip burun. Mimikleriyle birleşen burnu harikulade bir biçimde uyuyor. Küpeler taşıyan, saçların altına gömülü vaziyette, ortaya çıkmayı pek sevmeyen kulaklar. Genelde saçları onları kapatır. Ama küpeleriyle birlikte kulağında bir araya gelen güzellikler yinede fark edilir. Bu yüz o kadar güzel ki, burada hiçbir güzelliği saklayamazsın. Alın biraz genişçe. Bu genişlik ona özel bir durum. Bu genişlik yüzün beyazlığını, saflığını, dengesini ve berraklığını açıkca gün yüzüne çıkarıyor. Yanakları ve alnı aynı şekilde pürüzsüz, biçimli. Yüz hatları yuvarlak, keskin bir kavis çizmiyor. Hiçbir yerinde sert dönüşler yok, her şey muhteşem bir aheng içerisinde bu yüzde. Ve yeşilin portresinde her şey Yaratıcı'nın güzelliğinin bir görünümü. Yeşilin portresi güzelliğin portresidir. O muazzamlığın ta kendisidir.