8 Şubat 2013 Cuma

Jamais Vu

Deja-vu olgusunun tersi de vardır; jamais-vu. Her zaman gördüğünüz şeylere sanki ilk kez görüyormuşsunuz gibi tepki verirsiniz.



Seni her görüşüm ilk görüşüm gibi.
Henüz farkedilmiş bir yaşam.
Yeni doğmuş bir çocuk gibi.
Gözleri karanlıktan çıkmakta.
Aydınlığa alışma çabasında.
Ben henüz doğdum.
Henüz doğmaya devam edeceğim.
Seni her görüşümde bir daha doğacağım.
Seni her görüşüm ilk görüşüm gibi.
Aynı canlılıkta her şey.
Her şey ilk anın yavaşlığında.
Çok içten bir samimiyetle.
Bu süreklilik çabasının içinde.
Sürekliliği sağlayan sensin.
Senin tekrarın hiçbir zaman olmadı.
Her defasında yeni bir lisan.
Yeni bir dil kullanıyorsun.
Her defasında yeni bir parıltı kazanıyorsun.
Sayılar, harfler, işaretler.
Hepsi bir noktaya kadar beraber bizimle.
Sonrası hiç'lik diyarı.
Kaybolup gitme zindanları.
Her seferinde yeniden aynı şeyler.
Yeniden seni keşfetmek duygusu.
Oksijenle henüz tanışmış gibi.
Ciğerlerime bir kez daha seni çekmek.
Su ile yeni tanışmış gibi.
Kana kana seni içmek.
Yeni görmeye başlamak gibi.
Durmadan öylece seni süzmek.
Duymaya yeni başlamak gibi.
Durmadan seni dinlemek.
Yaşamaya yeni başlamak gibi.
Sürekli seninle olmak.

Jamais-Vu.
Seni her defasında yeniden yaşamak.
Bence sen, yine sen, hep sen.
Sadece sen.

7 Şubat 2013 Perşembe

Seninle

Gün olmalı yalnız seninle:
Sensiz geçen zamana denilmez gün.
Ömür tüketmekten başka bir şey değil,
Geçen zaman.
Olmalı seninle sadece,
Ki biliyorum,
Hayat yok, senden başka.
Sudan mahrum kalmak, balık için,
Gökyüzünden, kuş için,
Peygamberden, koyunlar için;
Sensiz olmak.
Yaşamın temel taşı.
ve ilerletilemez zaman,
Sadece ölüme gider yol;
Sensizliğin yolu.
Seninle olmalı sonsuza dek.
Sonsuzluk çok yakın;
Hayır olmaz, sana kadar,
Ki büyüksün sonsuzluktan da.
Senden önce / senden sonra,
Boşluk ve doymuşluk.
Sadece seninle olunan zaman,
ve sadece bundan ibaret mekân,
Altın oranı hayatın.
Seninle olmak başka bir dünyada olmak gibi,
Başka insanlarla senin dilini konuşmak gibi;
Senden öncesi tarih öncesi kadar karanlıkken,
Senden sonrası aydınlık kadar yakın bana.
Seninle olmak evrenin temeline inmek gibi,
Bütün şifrelerini çözmek arşın.
Seninle olmak,
Yeniden doğmak gibi, karnında.

6 Şubat 2013 Çarşamba

Bekleyenler

Neden hep pencerede bekleyince daha çabuk gelir sanır o bekleyenler... CA

Yine penceremdeyim ben.
Bekleyenlerden biriyim belki.
Belki bekleyeceklerden olacağım.
Sürekli bir beklemek bu.
Penceremin köşesindeyim yine.
Yaz geçti, bahar geçti, kış geçti.
Mevsimler kovaladı bir birini.
Ben yinede bekledim.
Vazgeçmedim hiçbir an.
Beklerken seni.
Daha çabuk geçiyordur belki zaman.
Belki penceremde olunca sen daha çabuk gelirsin.
Senin geşlişini ilk ben görmek istiyorum.
Seni ilk ben duyurmak istiyorum.
Herkese gelişini ben ilan etmek istiyorum.
Bekleyenlere karışmışken ben.
Bekleyişin son bulacağı anı bekliyorum.
Bekleyenler kafilesinden ayrılacağım bir gün.
Ki sen gelirsen artık.
Beklemek zor geliyor bazen.
Bazen ise tek umut ışığı.
Penceremde bekleyince daha çabuk gelecekmişsin gibi.
Ayrılamıyorum ben.
Benim olmadığım bir an gelirsen korkusu var içimde.
Kımıldamadan bekliyorum.
Gözlerimi kırıpmadan bekliyorum.
Bekliyorum.


5 Şubat 2013 Salı

Zither

Hadi Zither çal bana.
Henüz kimse çalmamış.
Kimse farkında değil.
Ve kimse bilmiyor.
O zaman bu bize özel olacaktır.
Herkesten uzaktayız biz.
Zitherle şenlendir beni.
Senin çalışınla seveyim ben onu.
Zither dinlet bana.
Seni dinlet bana.
İkisini birlikte duymak istiyorum.
Sarhoş olmak istiyorum;
Yoğunluğundan duygularımın.
Seni dinlemek istiyorum,
Sessizliğinde günlerimin.
Tatlı hayalini kurmak istiyorum,
Yalnızlığında günlerimin.
Zither çal bana.
Durmadan, saatlerce, günlerce çal.
Ara vermeden, nefes almadan, su içmeden; çal.
Beklemeden, bekletmeden çal.
Şarkılar söyle sen.
Durmadan konuşmadan susmadan.
Seni dinlemek istiyorum ben.
Hadi bekletme gel.
Sesinle sarhoş et beni.
Zitherinle öldür.


Yine Yağmur Gecesi

İstanbul ıslak... Herkes benden çok uzak... (Yine yağmur gecesi...) 



Sen herkessin.
Herkes'imsin.
Senden ibaret herkes.
Sen olmazsan herkesin bir anlamı yok.
Yine yağmur gecesi.
Yağmur dövüyor sokakları.
Sen yoksun şimdi.
Yağmur dövüyor beni.
Ben dolaşıp dururken bu sokaklarda.
Sensizken, bir başıma.
Bu sokaklar bana kaldı.
Banada kalmadı, kayboldu.
Buralar çok ıssız.
Anlamsızlaşmakta geçtikçe zaman.
Okyanuslar aşmak istiyorum artık.
Mesafeler benim için çok kısaldı.
Çok yakınsın ama çok uzakta.
Uzaklıklar başka.
Yağmur gecesi yine.
Yağmur dövüyor dört duvarımı.
Sensiz dört duvarları.
Karanlıkta esir alıyor beni.
Bu sefer başka yağıyor yağmur.
Hüzün taşıyor bana.
Mutluluğu yarım kalmış gibi.
Sensizken bir bütün olamıyor.
İstanbul ıslak.
Sadece sırılsıklam her yer.
Gözyaşlarından mı belli değil.
Sadece ıslak ve nemli.
Ve bulutlar boşaltıyor damlalarını.

Yine yağmur gecesi.
Sen çok uzaktayken.


4 Şubat 2013 Pazartesi

Kalabalıklar

Kalabalıklara karışıyorum ben.
Ve arıyorum yalnızca seni.
Milyarlarca insan varken çevremde.
Sadece seni arıyorum ben.
Bu kadar insan birleşse ne olur?
Bir sen edemiyorlar artık.
Öyleyse anlamları var mı?
Yaşamaktaki amaçları kaybolmuş onların.
Ve sen etmiyor hiç biri.
Hepsini bölsek.
Ve ele alsak hepsinden birer parça.
Kol, bacak, saç, dalak.
Ve birleştirsek hepsini tek tek.
Kocaman kazanların içine atsak.
Yüzyılarca içinde tutsak ve beklesek.
Seni çıkarabilir miyiz ortaya?
Sen çıkabilir misin bunların arasından benim için.
Ama hayır, seni oluşturamaz hiçbiri.
Sen ayrılırsın onlardan.
Sen uzaktasın onlardan.
Bana daha yakınsın sen.
Kalabalıklara karışamıyorum artık ben.
Kalabalıklar boğuyor beni.
Seni görecekmişim gibi her köşebaşında.
Hızlanır adımlarım.
Sana gelecekmişim gibi her santimde.
Kalabalıklar kaplamış evreni.

Ben yalnızlığı istiyorum.
Yalnızlığımda seni.


3 Şubat 2013 Pazar

Küllenmiş Şiir

Havada uçuşuyor beyaz bir tül.
Bedenim yanmış ve artık kül.
Koyunun sırtında küllerimin renginde yün.

Sana adadığım bedenimin boynunu kesin.
Sen yüzyılarca geridesin ve başında kızıl fesin.
Alaaddin'in lambası kısacık ömrünü yesin.

Cennette akan baldan kevser.
Bu acize çok kere şans ver.
Bana bir ömür yanında yer ver.

Sevimsizce yollarda dolaşmaya alışığım ben.
Yağmurun yağmasını hep seversin sen.
Göklerden bize hep el sallamış; o.

Aramıza kocaman yeryüzü yerleşmiş.
Renk renk boyalarla süslenmiş.
Bedenim son herzesini harcamış artık, küllenmiş.

2 Şubat 2013 Cumartesi

Henüz Sonbahar

Bir yaprak düşer yere; çıt! 
İşte sonbahar gibisin, ıslaksın, çok uzaktasın. 
Altay Öktem


Henüz sonbahardayız.
Ve işti yine sonbahar gibisin sen.
Sırılsıklam her yer.
Yapraklar düşüyor ağır ağır.
Zamana isyan etmiş oda benim gibi.
Ağaçların dalları eğreti duruyor.
Ve yaprakları sonbaharın renginde.
Koyu, kapalı, bencil.
Ve ayrılıyorlar tek tek.
Vedalaşıyorlar ağaç ana ile.
Ve tamamlayan vadesini kopuyor.
Torak anaya emanetler artık onlar.
Beni kabul etmez ki o da.
Sonbahar intikam mevsimi olsa gerek.
Acıları saklamasını bilir.
Koyulaşır bütün dünya.
Onun renkleride kendisi gibidir.
Kendi özelliklerini yansıtır.
Her yaprak düştüğünde yere.
Kulaklarım çınlar içtenlikle.
Kulak zarıma kadar büyük bir gürültü.
Bütün sesleri işitirim.
Sensizlik kulaklarımıda etkiler.
Senin sesini duymak için dinlerim bütün evreni.
Yine sonbaharsın sen.
Çok uzaktasın belki.
Ama bendesin yine de.
Bendesin her şeye rağmen.
Benimlesin.


1 Şubat 2013 Cuma

Aşeka

‎"Aşk" Arapça'da "âşekâ"dan gelir.
Âşekâ, bir ağacı saran ve besinini ağaçtan alan ve zaman içinde ağacı kurutan ve öldüren sarmaşığa denir.


Aşka değil inancım,
Sana inanırım ben
ama hayatımı saran sarmaşıklar da var,
Onları kabul eder ve kabullenirim.
Sarmaşıkları severim,
Onlara sarılıp boğulmayı da.
Sarmaşıklar güzel,
Yavaş yavaş dolanırken boynuma,
Hızlı değiller
ve uzatırlar yaklaşan ölümü.
Yolları karanlıkla ilerlemez,
Gün ışığında büyürler gece kadar.
Ortadadır bildiğim tüm sarmaşıklar gösterişiyle,
Yavaş yavaş ilerlerken vücudumda
ve sessizce sonlandırırlar,
Taşımakta olduğum bu hayatı.
Aşekasın sen benim için,
Araplar'ın eski bir adlandırmasıyla.
Kalbimi doluyorsun kendine,
Sıkıyorsun giderek,
Sen sıktıkça genişliyor kalbim,
Daha fazla sarınmak istiyor sarmaşıklarına,
Seni daha çok arzuluyor.
Dolanmalı sana durmadan,
Sarmallaşmalıyız seninle giderek.
Seninle beraber büyüyor o,
Bilmediğim kokular yayıyor gökyüzüne,
Dolandıkça anlarım ki o dalları,
Aslında senin saçlarından örülmüş bir düğümdür.
Bu düğümde yine sen varsın,
Senden geliyor çözüm,
Benim boğazımı parçalıyorsun.

Aşekasın sen,
Araplar'ın eski bir adlandırmasıyla,
Dolanıyorsun bana,
Dolanıyorum sana.

Sen Gitme Benle Kal

Sakın gitme sen.
Gitme benden.
Bırakma kalbimi yerlere.
Unutma gözlerimi.
Koyma yalnızlıklara.
Karanlıklara.
Kimsesizliklerde kaybettirme yolumu.
Yollarda aratma.
Sen gitme bende kal.
Deliliklere düşürme.
Öldürme yaşarken.
Sen gitme benle kal.

Yine senle başladım.
Sen benim başlancıgıcımsın.
00:00