31 Ocak 2013 Perşembe

Kahvenin Telvesi

Kahvenin telvesi çıktı karşıma.
Son yudumla beraber farkettim yine.
Hiç değişmemiş aslında.
Ve kahvenin telvesinde sen belirdin.
Seni gördüm kahverengi bir fonda.
Sen vardın yine orada.
Hiç kıpırtısızca duruyordun orada.
Telvede bile sen varsın.
Sen her yerdesin.
Kahvenin yudumları bu yüzden daha tatlıydı demek.
Ve telvesi yakmadı boğazımı.
Kahvenin telvesi çökerken dibe.
Kapatırken ben fincanımı.
Ve beklerken soğuması için.
Sen kabardın yüzündeki çizgilerinle.
Ve mimiklerin canlandı bir anda.
Sen çıktın yine karşıma.
Sen çizilmişsin oraya.
Buradada karşımdasın.
Her yerde olduğun gibi.
Kendi başıma farkettim.
Kendi başıma keşfettim.
Sen telvenin bana gösterdiğisin işte.
Dünyanın bana gösterdiğisin.
Sen her yerdesin.

Kahvenin telvesindesin.
Sen en çok; bendesin.


Mutluluk Çeşmesi

Kana kana su içmelisin sen oradan.
Ağzından damlamalı damlalar.
Onlardan hayat bulmalı çimenler.
Meyve vermeli ağaçlar.
Sen mutluluk çeşmesinden beslenmelisin.
Sebepsiz yere gülücüklere boğulmalısın.
Sen susamışsın belli.
Kalk git oraya, suyun yolu eğri.
Uzat ona ellerini.
Yıka yüzünün her köşesini.
İçini serinletsin onun suyu.
Mutluluk çeşmesi bu.
Kaynağını senden alsın.
Sen nefes aldıkça suyu dalgalansın.
Dolu dolu ırmaklara yağsın.
Denizlerle buluştuğu yerde gürlesin.
Yolunu senden bulsun.
İzlerini takip edip sana ulaşsın.
Onun suyu hiç kurumasın.
Günden güne çoğalsın.
Yeryüzü sular altında kalsın.


Kara Delik

Kara bir delik bu.
İçine düştüğüm.
İçinde kaybolduğum.
Sonu ve başı gözükmeyen.
Görünenin belli olmadığı.
Belli olanın görüldüğü gibi olmadığı.
Hiçbir gözüken doğru değil
Kara bir delik ortasında dünyanın.
Aramıza girmeye çalışan sanki.
Kendinden başladı yok etmeye.
Kendisiyle beraber içine çekti çevresindekileri.
Uzaklaşmalı ondan.
Ayıramaz kara köşeler bizi.
Kara delikler çoğalsa ne fark eder?
Senin çekim gücü geçer onu.
Ve yok eder mesafeleri.
Kara delikler gömülür kendi karanlığına.
Parçalanırlar kendi çevrelerinde.
Yok olmaya mahkûmdurlar.
Biz var olacağız.
Biz söndüreceğiz onun ışığını.
Kara delikleri yok edeceğiz.
Kendi içimizde kaybolacağız.
Ancak budur kaybolmak.
Benim için.


Bir Resmin Hikâyesi

Bir resmin hikâyesi bu.
Henüz çizilmemiş olan.
Çizilemeyecek kadar güzel.
Tamamen sana ait olan.
İçinde benim olmadığım.
Senin her santimetrekaresine teneffüs ettiğin.
Dokunduğun.
Hissedildiğin.
Her rengi almışsın doğadan.
Hepsi büyük bir canlılık içerisinde.
Her şey olması gerektiği gibi.
Tamamen sana benziyor.
Bu resim senin resmin.
Sen çizersin bunu ancak.
Ben yetemem bunu çizmeye.
Bu resimde her şey güzel.
Hiçbir şey eksik değil.
Tamamlanmış.
Yarım yamalak değil hiçbir nokta.
Renksiz kalmamış hiçbir obje.
Silinmemiş hiçbir kare.

Bir resmin hikâyesi bu.
İçinde sadece senin olduğun.


26 Ocak 2013 Cumartesi

Çile Vakti

Belki bu 1001 gece sürmeyecek,
ama çileye yatışın ta kendisi olacak.

Günler kısa gibi gözükür baktığımda,
Takvim yaprakları süzer beni,
Her koparılışta daha da yakınlaşacağım zamana
ama o kopma vakti gelmiyor bir türlü.
Sayfalar birbirlerine kenetlenmiş,
Güç onları birbirinden ayırmak.
Koparılsın tüm bu yapraklar,
Takvimler hızlansın biraz,
Herkes dua ederken geçmişe dönmek için;
Ben yalvarıyorum saate, hızlansın diye bir müddet,
En azından kısa bir an için
ve gelsin yine vakti,
Bu süreç vakt-i kıyamet.
Ben sessizce kıyam eder,
Senin için şarkılarımı söylerim.
İşte hadi sonlansın bu hüzün şarkıları,
Bülbüller neşelensin yine,
Yağmur dinsin bir süre.
Sen gelene kadar toplansın bulutlarda,
Hüznün sözleri,
Seninle beraber düşsün ilk taneleri,
Senin şerefine yıkasın sokakları.
Biraz saklansın güneş bu diyardan,
Uzaklaşsın bir müddet,
Senin geldiğin gün açsın en güzel şekliyle.
Çileli bir dönem bu,
Ben de geçirdim başıma dikenden bir tel
ve sırtımı saran dikenler,
Her adımda beni yoran ağırlıklar.
-Zamanı sırtımda taşıyorum.-
Bu yüzden bu kadar ağır geliyor yaşamak.
Yine gelecek ve geçecek zaman,
Çile günleri bitecek
ve çıkacağım kapandığım karanlıklardan.
1001 gece olmasa da bu çile sonlanacak,
Daha zor geçecek belki
Belki daha acımasız
ama geçecek, çünkü sonunda (...) varsın.


25 Ocak 2013 Cuma

Kalp Kapısı

Kalp kapıları açık yine.
Ardına kadar dayanmış.
İçerisi çok geniş.
Bu genişliği dolduran ise tek.
Bu genişliğe sen dar geliyorsun.
Bu kadar genişlikte az geliyor sana.
Daha geniş olmalı yüreğim.
Daha fazlasını kabul etmeli.
Sığdırılamıyorsun zaten.
Kalp kapıları açılmış sonuna kadar.
İçeri bakan seni görür.
Senden ibaret kapının içindekiler.
Seni gösteririm ancak.
Bu kalbin atışları çok düzensiz.
Teklemeleri çok yoğun.
Süratlenmesi çok çabuk.
Hareketleri seninleyken istekli.
Düz kaslarla çizgili kaslar değil etkileyen.
Ancak sensin harekete geçiren.
Sen istediğin sürece onlar hizmetinde.
Sen bıraktığında onlarda emekli olacaklar.
Kalp kapılarını kapatmalıyım artık.
Bu gecelik çok yorgunlar.
Sensizlik yorar onu.
İnzivadalar.


Yoğunlaşmak

Çok yoğun.
Çok kalpten.
Çok dolu.
Çok sevgili.

Yoğun bir biçimde sen varsın bende.
Ben senden ibaretim.
Yoğunlaştım ben seninle.
Hücrelerim seninle doldu.
Atomlarım sıkıştırılmış.
Bütün organlarıma yoğun olarak sen akıyorsun.
Oksijenden daha fazla sen varsın bende.
Beyin işlemcilerim seni üretiyor durmadan.
Kaslarım senin için çalışıyor.
Adelelerimde.
Senin yoğunluğunu hissediyorum ben.
İçimde seni sıkıştırmışım.
Hiç kımıldayamıyorsun sen orada.
Göğsüm inip kalkıyor sessizce.
Sen oradada varsın.
Senin olmadığın neresi var ki?
Yoğunlaştıkça sen içimde.
Ben biraz daha uzaklaşıyorum benden.
Ben benden uzaklaştıkça dahada sen oluyorum.
Çok hızlı tepkiler veriyor vücudum.
Ölçü olarak seni tanıyor.
Tepki olarak senin istediklerini üretiyor.
Her şey enzimlerime nüfus etmenle başladı.
Ve artık proteinlerimi ele geçirdin.
Sen nasıl istersen.

Sana Benzeyen

Sokakta her yana sen sinmişsin.
Sana benzeyen o kadar çok şey var ki.
Yerini tutamazlar bir türlü.
Sana benzemek bile güzeldir onlar için.
Senin tek telin kadar değerleri olmasa dahi.
Sana benzeyenler.
Ama sen olamayanlar.
Olamayacaklar.
Sen bütün benzerlikleri acımasızca kırarsın.
Öznelliğin doruk noktasındadır artık.
Rüyalarımda gördüğüm sendin.
Sana benzeyenler değil.
Uyandığım sendin.
Sana benzeyenler değil.
Sana benzeyen onca şey varken.
Hiçbiri sen olamıyor.
Sen olamayanlar sensizleşiyor.
Sensizleşenler senden uzaklaşır.
Senden uzaklaşanlar yaşamdan koparlar.
Kopanlar giderler.
Sen ise hep kalansın.
Geriye kalan yine sensin.
Hiçbir şeyini kaybetmemiş olarak.
Yine, yeni gibi olarak.
Sen, sana benzeyenlerden sıyrıldın.
Bütün varlık, senden yokluğunu aldı.
Sen ancak sana benzersin.

Sana benzeyenler.
Sen olamayacaklar.
Sensiz olanlar.
Bunu farkedemeyecekler.


Benim Gözlerim; Senin

Gözlerin çok güzel, benim olabilir mi?

Gözlerin büyülüyor beni.
Kıpırdayamıyorum onların karşısında.
Denizler kadar sonsuzluk var içinde.
Mercekleri büyür ve küçülür.
Büyürse nutkum tutulur.
Küçülürse nefesim kesilir.
Gözlerin yakalıyor beni.
Nerede olsam bana dönüyor.
Sauron'un Efendisi gibi aslında.
Hep benim peşimde.
Ben onu öyle görüyorum.
Bu beni hoşnut ediyor.
Gözlerin perçinliyor beni.
Adım adım üzerimde olduğundan eminim.
Dikkatli davranmaktayım ben.
Her şey gönülden olmalı.
Hiçbir şey doğallığını kaybetmemeli.
Ve yakıyorsun beni.
Gözlerinden alevler fışkırıyor.
Vezuv kadar sıcaksın sen.
Lavların perişan ediyor beni.
Her yeri kırmızıya boyuyorsun sen.
Gökler bile kırmızıya çalınmış.
Sen her düzeni alt  üst ediyorsun.
Gözlerin her şeyi değiştirebiliyor.
İçerisinde sonsuzluğu barındırıyor.
Onlardan uzaklaşılamıyor.
Yer çekiminden daha kararlı olarak beni çekiyor.
Bırakması mümkün değil onların.

Gözlerin beni ben yapıyor.
İçinde sonsuzluğu barındırıyor.

Benim gözlerim; senin.
Senin gözlerin; benim.


Seni Tanıyorum

Hayatta sadece seni tanıyormuşum gibi geliyor.

Seni tanıyorum.
Ben bir tek seni tanıyorum.
Herkes sana bürünmüş.
Ne yana baksam işte diyorum.
Yine O.
Beni takip ediyormuşsun gibi.
Her yerde izlerin.
İşte orada.
Beni kendi ellerinle büyütüyorsun.
Bana kendi yaşamınla yaşamyı öğretiyorsun.
Ben emeklerken koşturmaya başlıyorsun.
Ben seni tanıyorum.
Kendimden daha da çok.
Ses çıkarmadan geliyorum arkandan.
Ya da sen yürüyorsun benim önümden.
Önümde yürüyen sen değil misin?
Arkamda beni kollayan?
Gözlerini bana dikmiş adımlarımı takip eden?
Sen değil misin gözkapaklarımdaki?
Seni tanıyorum.
Her bakış sanadır.
Her doğruluş sanadır.
Ben sana geliyorum.
Tamamen sen olarak geliyorum.
Zaten başkada gidebilinecek kimse yok.
Her yerde sen varsın.
O hâlde ben sana gelmiyorum ki.
Sen zaten hep benimlesin.
O zaman ben hep seninleyim demektir.
Desene biz hiç ayrılmamışız.
Ve işte yine tekrarlıyorum;
Seni tanıyorum.
Ne yana baksam sen.
Nereye dönsem sen.
Nasıl davransam yine sen.
Ben seni tanıyorum.
Senden hiç ayrılmıyorum.